ÖZET & HUKUKİ ÇIKARIM:
- Belirsiz Alacak Davası (HMK m. 107) Tarihe Karıştı: 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile 6100 sayılı HMK m. 107 yürürlükten kaldırılmıştır. 31.07.2026 tarihinden itibaren açılan tüm belirsiz veya kısmi talepler yeni HMK m. 109 rejimine tabidir.
- Zamanaşımı Güvencesi ve Tek Seferlik Artırım (HMK m. 109/4): HMK m. 109'a eklenen 4. fıkra uyarınca, kısmi davada talep konusu aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat bitinceye kadar artırılabilir. Artırılan kısım bakımından zamanaşımı, ıslah tarihinden değil, ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır (yasal talep artırımı yönünden 1976 tarihli YİBK engeli tamamen aşılmıştır).
- TBK m. 55 ve Faiz Reformu (7589 s.K. m. 18 & m. 10): Bedensel zarar ve destekten yoksun kalma davalarında bilinen (işlemiş) döneme haksız fiil tarihinden, bilinemeyen (işleyecek/aktif-pasif) döneme ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir. İfa amaçlı kısmi ödemeler ise nominal değil oransal mahsup edilecektir. 3095 s.K. m. 1 uyarınca kanuni faiz TCMB reeskont oranının %80'ine bağlanmıştır.
- Harç ve Karşı Vekâlet Ayrımı: HMK 109/4 ile talep artırıldığında peşin nispi harç tamamlanmalıdır (Harçlar K. m. 30). Mahkemenin TBK m. 51 ve 52 uyarınca uyguladığı takdiri indirimler (hakkaniyet, hatır taşıması ve müterafik kusur) davalı lehine vekâlet ücreti doğurmaz; ancak kusur ve maluliyetin ispatlanamaması veya alternatifli rapordaki üst seçeneğin reddi halinde nispi karşı vekâlet ücreti (AAÜT) hükmedilir.
Türk medeni usul hukukunda son çeyrek asrın en köklü ve tartışmalı reformu, 16 Temmuz 2026 kabul tarihli ve 7589 sayılı "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile hayata geçirilmiştir. 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren bu kanunun 19. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesinde düzenlenen "Belirsiz Alacak ve Tespit Davası" Türk hukuk sisteminden tamamen mülga edilmiş; 20. maddesi ile HMK m. 109'a eklenen 4. fıkra uyarınca kısmi dava kurumu baştan aşağı yeniden yapılandırılmıştır. Eş zamanlı olarak 7589 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesi ve 10. maddesi ile 3095 sayılı Kanuni Faiz Kanunu değiştirilerek tazminat hesaplama ve faiz başlangıç rejiminde köklü ve yapısal kurallar getirilmiştir.
1. Giriş: 31 Temmuz 2026 Tarihli Usul Hukuku Reformu (7589 Sayılı Kanun)
2011 yılında yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Türk yargısına kazandırdığı en iddialı yeniliklerden biri olan "belirsiz alacak davası", aradan geçen 15 yıllık uygulama sürecinde yargının en büyük tıkanıklık noktalarından biri haline gelmiştir. Kanun koyucunun hak arama özgürlüğünü kolaylaştırma, zamanaşımı baskısını hafifletme ve peşin harç yükünü azaltma saikiyle getirdiği bu müessese; zamanla Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile daireleri birbirine düşüren, yerel mahkemeleri yüz binlerce davada esasa girmeden "usulden ret" kararı vermeye zorlayan bir usuli çözümsüzlük noktasına dönüşmüştür.
TBMM tarafından kabul edilen 7589 sayılı Kanun, adli sistemde derin tıkanıklık yaratan bu usuli sorunu köklü bir yasal düzenlemeyle çözüme kavuşturmuştur. Belirsiz alacak davası bütünüyle ilga edilirken, onun yerine İsviçre ve Alman usul hukukundaki sağlam prensipler model alınarak "HMK m. 109/4 Kısmi Dava ve Güvenceli Talep Artırımı" sistemi ihdas edilmiştir. Bu yeni mimari, hak sahibine hem düşük harçla dava açma olanağı sunmakta, hem tek seferlik ıslahsız talep artırım hakkı tanımakta, hem de artırılan kısım için zamanaşımını ilk dava açılış tarihine geri yürüterek 1976'dan bu yana süregelen 50 yıllık adaletsizliği ortadan kaldırmaktadır.
2. Belirsiz Alacak Davası (HMK m. 107) Neden Kaldırıldı? 15 Yıllık "Hukuki Yarar" Kaosu
Belirsiz alacak davasının yürürlükten kaldırılmasının arkasında yatan sebepler, sadece teorik doktrin tartışmaları değil; doğrudan adliyelerde adalet bekleyen milyonlarca vatandaşın ve avukatın karşılaştığı somut hak kayıplarıdır.
2.1 Yargıtay Daireleri ve Hukuk Genel Kurulu'nu Bölen İhtilaf
HMK m. 107'nin 1. fıkrasında yer alan "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde..." hükmü, yargı uygulamasında aşılması imkansız bir sübjektif değerlendirme bataklığı yaratmıştır:
- İş Hukuku Daireleri (Yargıtay 9. ve 22. Hukuk Daireleri): Kıdem tazminatının dahi bordro ve çıplak ücret üzerinden bilinebileceği, dolayısıyla belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği; buna karşın fazla mesai ve hafta tatili alacaklarının tanık anlatımı ve takdiri indirim gerektirmesi nedeniyle belirsiz alacak olabileceği yönünde içtihatlar geliştirmiştir. Aynı iş akdi feshinden doğan 5 farklı alacak kaleminin üçünün kısmi, ikisinin belirsiz alacak olarak açılması zorunluluğu davacı vekillerini şaşkına çevirmiştir.
- Tazminat ve Ticaret Daireleri: Zararın miktarının veya kusur oranının bilirkişi raporuyla netleşeceği her durumda belirsiz alacak açılabileceğini savunurken, diğer daireler alacaklının elindeki belgelerle yaklaşık hesap yapabilmesi halinde bu davayı açamayacağını kabul etmiştir.
2.2 Esasa Girilmeden Verilen Hukuki Yarar Yokluğu Retleri (HMK m. 114/1-h, 115/2)
Bu sistemin en yıkıcı sonucu, mahkemelerin alacağın gerçekte var olup olmadığını hiç araştırmadan davaları usulden reddetmesi olmuştur. Yargıtay içtihatları uyarınca, alacağı belirlenebilir (likit) nitelikte olan bir davacının belirsiz alacak davası açması halinde mahkeme "hukuki yarar yokluğu" (HMK m. 114/1-h) nedeniyle davayı usulden reddetmekteydi (HMK m. 115/2). Haklı olduğunu ispatlayan işçi veya kaza mağduru, salt davayı açtığı usuli şekil sebebiyle davasını kaybetmekte, üzerine bir de karşı vekâlet ücreti ve yargılama gideri ödemeye mahkum edilmekteydi.
Bu vahim tablo Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önüne taşınmış; usul kurallarının katı ve biçimci (aşırı formalist) yorumlanarak davanın esasına girilmemesinin "Mahkemeye Erişim Hakkı" ve "Adil Yargılanma Hakkı" ihlali oluşturduğu yönünde çok sayıda karar verilmiştir (Örn. AYM Bireysel Başvuru: Ç.A., B. No: 2019/430, 18.10.2023; G.D., B. No: 2016/9312, 12.06.2019; AİHM Doğu / Türkiye Kararı, B. No: 16312/10, 27.04.2021).
3. Yeni HMK m. 109/4 Hükmü ve Kısmi Davanın Yeni Usul Mimarisi
7589 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle HMK m. 109'a eklenen 4. fıkra, Türk medeni yargılama hukukuna yepyeni bir nefes getirmiştir.
3.1 7589 Sayılı Kanun m. 20 ile Getirilen Kanun Metni
6100 Sayılı HMK Madde 109 Fıkra 4 (Ek: 16/7/2026-7589/20 md.):
"Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır."
3.2 İddianın Genişletilmesi Yasağına Tabi Olmadan Artırım İmkanı
Normal şartlarda HMK m. 141 uyarınca dilekçe teatisinin tamamlanması ve ön inceleme duruşmasının icrası ile iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı devreye girer. Bu aşamadan sonra talep sonucunu artırmak ancak ıslah (HMK m. 176) veya davalının açık muvafakati ile mümkündür. HMK m. 109/4, kısmi dava açan davacıya kanuni bir istisna tanımış; tahkikatın sona ermesine kadar karşı tarafın rızası aranmaksızın ve iddia genişletme yasağına takılmaksızın talep artırım yetkisi vermiştir.
3.3 Zamanaşımının Dava Tarihine Geri Yürümesi İlkesi (Talep Artırımında 1976 Tarihli YİBK Engelinin Aşılması)
HMK 109/4'ün getirdiği en büyük hukuk devrimi hiç kuşkusuz zamanaşımı güvencesidir. Türk hukukunda 1976 yılından bu yana uygulanan 28.06.1976 tarihli ve 1976/1-4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; kısmi dava açıldığında zamanaşımı yalnızca dava edilen kısım için kesilmekte, sonradan ıslah veya artırılan bakiye kısım için zamanaşımı ıslah tarihinde kesilmiş sayılmaktaydı.
Bu sebeple 5 yıllık zamanaşımına tabi kıdem tazminatı veya 2 yıllık zamanaşımına tabi trafik kazası davalarında, yargılama 3-4 yıl sürüp bilirkişi raporu geç geldiğinde, davacı ıslah dilekçesi verdiği anda davalı taraf "zamanaşımı def'i" ileri sürmekte ve ıslah edilen tutar zamanaşımından reddedilmekteydi. HMK m. 109/4'ün ikinci cümlesi bu uzun soluklu içtihat krizini yasal düzeyde çözüme kavuşturmuştur: Artırılan tutar ne zaman artırılırsa artırılsın, zamanaşımı ilk dava dilekçesinin mahkeme kaydına girdiği tarihte kesilmiş kabul edilir!
Önemli Usuli Nüans (Talep Artırımı vs. Islah Ayrımı): Burada dikkat edilmesi gereken ince çizgi şudur: 7589 sayılı Kanun ile sağlanan dava tarihine geri yürüme güvencesi, münhasıran HMK m. 109/4 kapsamındaki bir defaya mahsus yasal talep artırımı için getirilmiştir. 1976 tarihli YİBK, HMK m. 176 kapsamındaki genel ıslah kurumu bakımından geçerliliğini sürdürmektedir. Dolayısıyla, bu yasal artırım hakkı bir kez kullanıldıktan sonra dava dosyasına ikinci bir ıslahla ek talep getirilmesi denenirse, ıslah edilen kısım bakımından zamanaşımı ilk dava tarihine değil; 1976 YİBK uyarınca yine ıslah tarihinde kesilecektir (Bkz. Bölüm 4.2).
3.4 Tek Islah Hakkının Korunması: Talep Artırımının Islah Sayılmaması Avantajı
HMK m. 176/2 amir hükmü gereğince "Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir." Yeni HMK m. 109/4 kapsamında yapılan talep artırımı kanundan doğan nev'i şahsına münhasır bir usul işlemidir; bir ıslah işlemi değildir. Dolayısıyla davacı talep artırımı yaptığında kanunun tanıdığı tek seferlik ıslah hakkını harcamış olmaz. Dava sürecinde faiz başlangıç tarihini değiştirmek, talep sonucundaki bir hatayı düzeltmek veya vakıaları genişletmek için HMK m. 176 kapsamındaki genel ıslah hakkı davanın sonuna kadar cepte kalmaya devam eder.
4. "Bir Defaya Mahsus Olmak Üzere" Şartı ve Avukatlar İçin Hayati Usul Tuzakları
Kanun koyucu davacıya çok geniş bir hak bahşederken, davalı tarafın adil savunma hakkını ve dosyanın belirsizlik içinde sürüklenmesini önlemek amacıyla katı bir sınırlama koymuştur: "Aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere..."
4.1 Erken ve Eksik Bedel Artırımı Tehlikesi: İtiraz ve Ek Rapor Dengesi
Uygulamada meslektaşlarımızın düşebileceği en kritik usul hatası, ilk bilirkişi raporu tebliğ edilir edilmez aceleyle talep artırım dilekçesi sunmaktır:
- Somut Risk: İlk raporda alacak 500.000 TL hesaplanmış olsun. Davacı vekili HMK m. 109/4 uyarınca talebini hemen 500.000 TL'ye artırırsa tek seferlik artırım hakkını tüketmiş olur. Davalı tarafın itirazı üzerine mahkeme dosya üzerinden ek rapor aldırdığında veya dosya Adli Tıp/aktüer heyetine gittiğinde gerçek alacak 750.000 TL çıkarsa, davacı aradaki 250.000 TL için artık HMK 109/4 kapsamında ikinci bir artırım dilekçesi veremez.
- Altın Kural: Talep artırım dilekçesi, tüm bilirkişi raporları, itirazlar ve ek raporlar tamamlanıp, hesap raporu mahkemece hükme esas alınacak olgunluğa (kesinleşme aşamasına) eriştiğinde verilmelidir.
4.2 İkinci Artırım İhtiyacında İzlenecek Usuli Yollar (Islah ve Ek Dava Ayrımı)
Eğer sehven erken talep artırımı yapılmış ve sonradan ek bir alacak kalemi ortaya çıkmışsa davacının önünde iki teknik imkan kalır:
- Kalan Tek Islah Hakkını Kullanmak (HMK m. 176): HMK 109/4 talep artırımı bir ıslah sayılmadığı için davacı henüz kullanmadığı ıslah hakkını devreye sokarak talebini ıslah yoluyla artırabilir. Ancak burada dikkat: Islah yoluyla yapılan bu ikinci artırımda zamanaşımı dava tarihine yürümez; 1976 YİBK uyarınca ıslah tarihinde kesilir!
- Ek Dava Açmak ve Birleştirme Talep Etmek (HMK m. 166): Kalan bakiye için harcı yatırılarak yeni bir kısmi veya tam alacak davası açılır ve ilk dava ile birleştirilmesi talep edilir. Zamanaşımı ek davanın açıldığı tarihe göre değerlendirilir.
5. Harçlar Kanunu m. 30 ve Karşı Vekâlet Ücreti (AAÜT) Tehlikesi: Ölçüsüz Artırımın Bedeli
Yeni sistemde avukatların en çok dikkat etmesi gereken iki mali ve usuli barikat bulunmaktadır: Harç tamamlama yükümlülüğü ve reddedilen kısım vekâlet ücreti.
5.1 Nispi Peşin Harcın İkmali (Harçlar K. m. 30 & 32): Kesin Süre ve İşlemden Kaldırılma
Kısmi dava açılırken peşin harç sembolik dava değeri (örneğin 10.000 TL) üzerinden yatırılır. Ancak HMK m. 109/4 uyarınca talep artırım dilekçesi verildiği anda, artırılan tutara ilişkin binde 68,31 nispi karar ve ilam harcının 1/4'ü tutarındaki nispi peşin harç tamamlanmak zorundadır.
- 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi ve 32. maddesi gereğince, yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılamaz.
- Mahkeme davacı tarafa harcı ikmal etmesi için kesin mehil verir. Eğer verilen kesin mehil içinde nispi harç yatırılmazsa, artırılan kısım yönünden talep artırılmamış sayılır veya dosya işlemden kaldırılır (m. 30). Bu durum geri dönülemez hak kayıplarına yol açar.
5.2 Karşı Tarafa Hangi Hallerde Vekâlet Ücreti Doğar? Takdiri İndirimler vs. Maddi Vakıa Retleri
Kısmi davada HMK m. 109/4 uyarınca talep artırıldığında, talep edilen tutar artık davacının katı ve kesin talep sonucuna dönüşür. Ancak uygulamada meslektaşlarımızın en çok tereddüt yaşadığı nokta, davanın kısmen reddi halinde davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca karşı vekâlet ücreti doğup doğmayacağı meselesidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili dairelerin yerleşik içtihatları doğrultusunda ikili ayrım şöyledir:
1. Vekâlet Ücreti Doğurmayan Haller (Hâkimin Takdiri İndirimleri)
Mahkemenin 6098 sayılı TBK m. 51 ve m. 52 uyarınca takdir yetkisini kullanarak uyguladığı hakkaniyet indirimi, hatır taşıması indirimi ve müterafik kusur (kask takmama, emniyet kemeri bağlamama gibi) indirimleri sebebiyle talebin kısmen reddedilmesi halinde, reddedilen bu kısım üzerinden davalı lehine karşı vekâlet ücretine hükmedilemez! Zira davacının, hâkimin kullanacağı sübjektif takdir yetkisinin kapsamını ve oranını dava açarken veya talep artırırken önceden bilmesi hukuken beklenemez (Bkz. Yargıtay 17. HD, 06.05.2019 T., E. 2016/13717, K. 2019/5518; Yargıtay 22. HD, 24.06.2020 T., E. 2017/30337, K. 2020/7585; Yargıtay 9. HD Daire İlke Kararları; AAÜT genel uygulama ilkeleri).
2. Vekâlet Ücreti Doğuran Tehlikeli Haller (Maddi Vakıa ve İspat Retleri)
Eğer talep takdiri bir indirim sebebiyle değil; maddi vakıanın, asli kusurun veya maluliyetin esastan ispatlanamaması sebebiyle reddedilmişse, davalı lehine nispi karşı vekâlet ücreti çıkar:
• Alternatifli Bilirkişi Raporları: Bilirkişinin emsal ücret ve resmi kayıtlar üzerinden çift seçenek sunduğu raporda davacı vekilinin yüksek seçeneğe göre artırım yapıp mahkemenin alt seçeneğe hükmetmesi,
• Kusur Oranının İspatlanamaması: Davacının karşı tarafın %100 kusurlu olduğu iddiasıyla talep artırmasına karşın Adli Tıp/Trafik heyetince davacıya %50 asli kusur izafe edilmesi,
• Maluliyet Oranı Farkı: Özel mütalaadaki %30 oranına güvenilerek artırım yapılmasına rağmen Adli Tıp Kurumu kesin raporunda maluliyetin %15 olarak tespiti,
• İspatlanamayan Münferit Kalemler: İhbar tazminatı veya fazla çalışma gibi bağımsız taleplerin hukuki unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle esastan reddi.
Bu hallerde reddedilen tutar üzerinden davalı vekili lehine AAÜT uyarınca nispi karşı vekâlet ücreti hükmolunur.
5.3 Avukatlar İçin Pratik Dava Stratejisi: Kendi Talebinizi Peşinen Budamayın!
Bu yasal ayrımın avukatlar için en kritik pratik sonucu şudur: Davacı vekili, bilirkişi raporu geldikten sonra hâkimin uygulayabileceği olası takdiri indirimleri (müterafik kusur, hatır taşıması veya hakkaniyet indirimlerini) talep artırım dilekçesinde kendi eliyle peşinen düşmemelidir! Çünkü hâkim dosyada takdiri indirim yapmayabilir veya tahmin edilenden daha düşük oranda yapabilir; peşinen yapılan bir indirim davacının hakkın özünden kendiliğinden vazgeçmesi ve talep sonucunu peşinen daraltması sonucunu doğurur.
Buna karşılık davacı vekili; Adli Tıp tarafından kesinleştirilmiş kusur oranlarını, kesinleşen maluliyet derecesini ve alternatifli rapordaki ispat sınırlarını esas almalı, bu nesnel ispat sınırlarını aşan afaki tavan rakamlar üzerinden artırım yapmaktan kaçınmalıdır.
6. Derdest Davaların Akıbeti: 7589 Sayılı Kanun Geçici Madde 1/10 ve Geçiş Rejimi
Yargılaması devam eden yüz binlerce dosya için kanun koyucu açık ve net bir geçiş hükmü sevk etmiştir.
7589 Sayılı Kanun Geçici Madde 1 Fıkra 10:
"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur."
Bu emredici geçiş hükmü şu 2 pratik sonucu doğurur:
- 31 Temmuz 2026 Tarihinden Önce Açılmış Derdest Belirsiz Alacak Davaları: Bu davalar 7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/10 açık hükmü gereğince mülga HMK m. 107 hükümlerine tabi olmaya devam eder. Davacı tahkikat aşamasında bilirkişi raporundan sonra m. 107/2 uyarınca bedel artırımı yapabilir; ancak belirlenebilirlik ve hukuki yarar yokluğu riski bu dosyalar bakımından eski içtihatlar çerçevesinde varlığını korur.
- 31 Temmuz 2026 Tarihinden Önce Açılmış ve Halen Derdest Kısmi Davaların Durumu (HMK m. 448 İlkesi): Uygulamada meslektaşlarımızın en çok tereddüt ettiği konulardan biri de 31 Temmuz 2026 öncesinde açılmış olup tahkikatı halen devam eden klasik kısmi davalardır. 7589 sayılı Kanun'un Geçici 1/10. maddesi yalnızca yürürlükten kaldırılan HMK m. 107 için özel geçiş hükmü koymuş; HMK m. 109/4 için bir erteleme veya istisna getirmemiştir. Bu durumda 6100 sayılı HMK'nın 448. maddesindeki temel usul kuralı devreye girer: "Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır." Dolayısıyla 31 Temmuz 2026 öncesinde açılmış olup tahkikatı henüz bitmemiş ve talep artırımı/ıslah yapılmamış derdest kısmi davalarda; davacının HMK m. 109/4 uyarınca bir defaya mahsus talep artırımı yapabileceği ve bu artırımda zamanaşımının ilk dava tarihine yürüyeceği kabul edilmelidir. Ancak bu tarihten önce ıslahı yapılmış ve tamamlanmış usuli işlemlere yeni kural geriye yürütülemez.
- 31 Temmuz 2026 Tarihi ve Sonrasında Açılan Tüm Yeni Davalar: Bu tarihten sonra artık "belirsiz alacak davası" açılamaz. Açılan tüm davalar kısmi dava niteliğindedir ve doğrudan HMK m. 109/4'ün güvenceli talep artırımı ve dava tarihinden kesilen zamanaşımı rejimine tabidir.
7. Karşılaştırmalı Analitik Tablo: Hukuk Düzenlerinin Kıyaslaması
| Usul Parametresi | Mülga Belirsiz Alacak (Eski HMK 107) | Klasik Kısmi Dava (Eski HMK 109) | Yeni Kısmi Dava (HMK 109/4 - 7589 s.K.) |
|---|---|---|---|
| Dava Şartı / Hukuki Yarar | Alacak belirlenebilirse USULDEN RET (HMK 114/1-h) | Hukuki yarar şartı yok, dilediği gibi açabilir | Hukuki yarar şartı aranmaz, USULDEN RET RİSKİ SIFIR! |
| Talep Artırım Yöntemi | HMK 107/2 uyarınca dilekçeyle bedel artırımı | Zorunlu Islah (HMK 176) veya Ek Dava | Tek seferlik dilekçe ile artırım (Islaha gerek yok) |
| Artırılan Kısımda Zamanaşımı | İlk dava tarihine yürürdü | ISLAH TARİHİNDE KESİLİRDİ (1976 YİBK Tuzağı) | İLK DAVA TARİHİNDE KESİLMİŞ SAYILIR (HMK 109/4) |
| Tek Islah Hakkının Akıbeti | Islah sayılmaz, hak saklı kalırdı | Islah hakkı TÜKETİLİRDİ (HMK 176/2) | ISLAH HAKKI KORUNUR, harcanmaz! |
| Hak Düşürücü Süreler | Dava açılışında kesilirdi | Dava açılışında kısmen kesilirdi | Dava açılışında tüm hak için korunur |
8. 7589 Sayılı Kanun'un İkiz Reformu: TBK m. 55 Bedensel Zarar & Destekten Yoksun Kalmada Yeni Faiz ve Mahsup Rejimi
7589 sayılı Kanun yalnızca HMK usul kurallarını değiştirmemiş; medeni usulle organik bağ içindeki maddi tazminat hukukunu da baştan aşağı yenilemiştir. Belirsiz alacak davasının en çok uygulandığı alan bedensel zarar (çalışma gücü kaybı/maluliyet) ve ölüm sebebiyle destekten yoksun kalma davalarıydı. Kanun koyucu, 7589 sayılı Kanun'un 18. maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine iki yeni fıkra ve 10. maddesi ile 3095 sayılı Kanuni Faiz Kanunu'nun 1. maddesine yeni bir faiz mimarisi eklemiştir.
8.1 TBK m. 55'e Eklenen Yeni Fıkraların Metni
6098 Sayılı TBK Madde 55 (Ek Fıkralar: 16/7/2026-7589/18 md.):
"(3) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar nedeniyle, zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına haksız fiil veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten; zarar görenin veya destekte bulunan kişinin kazancının bilinemediği döneme ilişkin hesaplanan tazminat miktarının toplamına ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir."
"(4) Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ile ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplara bağlı tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir."
8.2 İkili Faiz Başlangıcı Devrimi: Bilinen (İşlemiş) Dönem vs. Bilinemeyen (İşleyecek) Dönem
Eski Yargıtay uygulamasında, haksız fiilden doğan tazminat davalarında hükmedilen bedelin tamamına (henüz gerçekleşmemiş, 30 yıl sonrasına ait peşin sermaye değeri dahil) olay/kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmekteydi. Bu durum sigorta şirketleri ve haksız fiil sorumluları yönünden orantısız bir faiz yükü doğururken, aktüeryal hesap tekniğiyle de çelişmekteydi.
TBK m. 55'e eklenen 3. fıkra ile ikili faiz sistemi getirilmiştir:
- Bilinen (İşlemiş) Dönem Maddi Zararı: Haksız fiil/kaza tarihi ile aktüer raporunun/kararın verildiği tarih arasındaki somutlaşmış gelir kayıplarına haksız fiil veya kaza tarihinden itibaren kanuni faiz yürütülür.
- Bilinmeyen (İşleyecek / Gelecek Aktif-Pasif) Dönem Maddi Zararı: Karar tarihinden sonraki yaşam süresine (60-75 yaş aralığı) ilişkin varsayımsal peşin sermaye değerine ise KARAR TARİHİNDEN İTİBAREN kanuni faiz işletilir.
Kısmi dava açıp HMK 109/4 ile talep artırımı yapacak avukatların, talep artırım dilekçesinde faiz başlangıç tarihlerini bu ikili ayrıma göre açıkça talep etmeleri şarttır.
8.3 3095 Sayılı Kanun m. 1 Değişikliği: Dinamik Kanuni Faiz Oranı (7589 s.K. m. 10)
7589 sayılı Kanun m. 10 ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 1. maddesi kökten değiştirilmiştir. Sabit maktu oranlar (%9 veya %24 gibi) terk edilmiş; kanuni faiz, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) bir önceki yılın 31 Aralık günü uyguladığı kısa vadeli kredi işlemlerindeki reeskont oranının yüzde seksenine (%80) endekslenmiştir. 30 Haziran'da bu oran 5 puan veya daha çok değişirse yılın ikinci yarısında bu yeni oran geçerli olacaktır. Bu düzenleme ile faiz oranları enflasyonist dinamiklere uyumlu hale getirilmiştir.
8.4 İfa Amaçlı Kısmi Ödemelerin "Oransal Mahsubu" İlkesi (TBK m. 55/4)
Trafik kazalarında sigorta şirketleri dava açılmadan önce mağdura kısmi ödeme (örneğin 100.000 TL) yapabilmektedir. Eski uygulamada bu ödeme, dava tarihindeki veya karar tarihindeki toplam tutardan TL bazında nominal olarak düşülmekte; yüksek enflasyon karşısında hak sahibinin eline geçen tazminat erimekteydi. TBK m. 55/4 uyarınca artık ödeme yapılan tarihteki zarar hesaplanacak, ödenen paranın o tarihteki toplam zararı karşılama oranı (%20, %35 vb.) bulunacak ve nihai tazminattan bu oran nispetinde oransal indirim yapılacaktır.
8.5 Zaman Bakımından Uygulama (7589 s.K. Geçici m. 1/9)
7589 sayılı Kanun Geçici Madde 1 Fıkra 9 uyarınca; TBK m. 55'teki yeni faiz ve oransal mahsup kuralları, 31 Temmuz 2026 tarihinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanacaktır. Bu tarihten önce meydana gelmiş kazalar ve olaylar bakımından haksız fiil tarihindeki eski hükümler ve içtihatlar uygulanmaya devam eder.
9. Hangi Alacaklar Yeni Kısmi Davaya Konu Olabilir? (İşçilik, Trafik, Miras, Kira)
HMK m. 109/1 uyarınca, "Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir." 7589 sayılı reform sonrasında pratikte en sık karşılaşılacak alanlar:
9.1 İş Hukuku Davaları: Kıdem, İhbar, Fazla Mesai ve UBGT
İş davalarında işverenin sunduğu puantaj kayıtları, banka ekstreleri ve bordrolar incelenmeden gerçek alacak bilinemez. Davacı işçi, her bir alacak kalemi için (örneğin kıdem tazminatı için 1.000 TL, fazla mesai için 1.000 TL, ulusal bayram genel tatil için 1.000 TL olmak üzere) kısmi dava açarak zamanaşımını durdurur. Bilirkişi raporu kesinleştiğinde HMK m. 109/4 uyarınca tek bir dilekçeyle talebini rapora göre artırır.
İşçilik alacaklarınızı ve 2026 tavanına göre kıdem tazminatınızı dava açmadan önce kuruşu kuruşuna hesaplamak için Kıdem Tazminatı Hesaplama Aracımızı kullanabilirsiniz.
9.2 Trafik Kazaları: Bedensel Zarar, Maluliyet ve Destekten Yoksun Kalma
Bedensel zararlarda maluliyet oranı (Adli Tıp Kurumu raporu) ve aktüerya hesaplaması yapılmadan zararı bilmek imkansızdır. Kısmi dava ile sembolik bir bedel üzerinden dava açılır, 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri ilk dava tarihinde dondurulur; rapor kesinleştiğinde HMK m. 109/4 ile talep artırılır ve TBK m. 55 uyarınca ikili faiz işletilir.
9.3 Miras ve Aile Hukuku: Mirasta Denkleştirme ve Katılma Alacağı
Mirasbırakanın çocuklarına yaptığı gizli bağışların iadesi (TMK m. 669 Mirasta Denkleştirme) veya mal rejiminin tasfiyesinden doğan artık değere katılma alacağı davalarında taşınmazların rayiç değerleri keşif ile belirlenir. Dava kısmi olarak açılır, keşif ve bilirkişi kıymet takdiri sonrasında HMK m. 109/4 ile artırılır.
9.4 Kısmi Dava Açılamayan İstisnalar: Manevi Tazminat ve Bölünemez Haklar
Yargıtay'ın kökleşmiş içtihatları gereğince manevi tazminat davaları kural olarak kısmi dava olarak açılamaz ve sonradan artırılamaz. Manevi zarar bir bütündür; hâkim manevi tazminatı takdir ederken tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, olayın ağırlığını ve duyulan elemi bir bütün olarak değerlendirir (TBK m. 56). Dolayısıyla manevi tazminat talepleri baştan tam ve kesin olarak dava edilmelidir.
10. Yüksek Mahkeme Emsal Kararları ve Yasal Gerekçe
10.1 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Belirsiz Alacak Davasında Hukuki Yarar Krizi (E. 2023/577, K. 2025/32, T. 12.02.2025)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 7589 sayılı reform öncesindeki tıkanıklığı ve hukuki yarar yokluğu retlerinin yarattığı sistemi şu tarihi tespitlerle özetlemiştir:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2023/577, Karar No: 2025/32, Karar Tarihi: 12.02.2025
"...Belirsiz alacak davası, alacaklının alacağının miktarını tam olarak belirleyemediği hallerde hak arama özgürlüğünü kolaylaştırmak amacıyla getirilmiş bir usul kurumudur. Ancak alacağın miktarının veya unsurlarının taraflar arasındaki sözleşme, kayıtlar ve belgeler doğrultusunda objektif olarak belirlenebilir olduğu durumlarda belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır. Alacağın tartışmalı veya çekişmeli olması, onu tek başına belirsiz alacak haline getirmez. Belirlenebilir alacak için belirsiz alacak davası açılması halinde dava şartı yokluğu (HMK m. 114/1-h) sebebiyle davanın usulden reddi zorunludur..."
10.2 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Kısmi Davada Islah Zamanaşımı Çıkmazı ve Reformu Hazırlayan Tarihi Karşı Oy Gerekçesi (E. 2024/164, K. 2024/313, T. 06.06.2024)
Kısmi davada zamanaşımının ıslah tarihine göre kesilmesinin adil yargılanma hakkına vurduğu darbe ve 1976 tarihli YİBK'nın yarattığı hak kayıpları, HGK'nın çoğunluk kararına muhalif kalan Karşı Oy gerekçesinde ve AYM kararlarında kanun koyucuyu harekete geçiren temel hukuki dayanak olarak kaydedilmiştir:
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Esas No: 2024/164, Karar No: 2024/313 — Tarihi Karşı Oy Gerekçesi (Reformun Fikri Temeli)
"...Yargılamanın uzaması ve bilirkişi raporunun makul sürede tanzim edilememesi davacının kusurundan kaynaklanmamaktadır. Alacağını başlangıçta kısmi dava olarak açmak zorunda kalan davacının, rapor geldikten sonra yaptığı ıslaha karşı davalının zamanaşımı def'inde bulunması ve mahkemenin bu gerekçeyle ıslah edilen kısmı reddetmesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetini ve mahkemeye erişim hakkını ölçüsüzce kısıtlamaktadır (Bkz. AYM Bireysel Başvuru, G.D., B. No: 2016/9312, 12.06.2019; Ç.A., B. No: 2019/430, 18.10.2023)..."
10.3 Normatif Yürürlük ve Uygulama Esasları: 7589 Sayılı Kanun m. 26/1-c ve TBMM Komisyon Gerekçesi
7589 sayılı Kanun'un 26. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca; HMK 107'yi kaldıran 19. madde, HMK 109'u düzenleyen 20. madde ve TBK 55'i düzenleyen 18. madde Resmî Gazete'de yayımlandığı 31 Temmuz 2026 tarihi itibariyle doğrudan yürürlüğe girmiştir.
TBMM Adalet Komisyonu Raporu ve Hükümet Kanun Gerekçesi'nde; HMK m. 107'nin adli sistemde yarattığı "hukuki yarar" tıkanıklığı, Yargıtay daireleri arasındaki içtihat uyuşmazlığı ve Anayasa Mahkemesi ile AİHM'in mahkemeye erişim hakkı ihlali kararları nedeniyle bu radikal adımın atıldığı; davacıların hak arama hürriyetini korumak için kısmi davada zamanaşımının dava tarihine geri yürütülerek sistemin dengelendiği açıkça ifade edilmiştir.
11. Dava Açma ve Talep Artırım Adımları: Uygulama Rehberi ve Örnek Dilekçe Şablonu
Yeni sistemde alacak davası açacak bir avukatın veya hak sahibinin izleyeceği 4 adımlı yol haritası:
- 1. Adım — Dava Dilekçesinin Kurgulanması: Dava dilekçesinde "HMK m. 109 uyarınca fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla kısmi alacak olarak şimdilik 10.000 TL'nin..." ifadesi kullanılır. Harca esas değer olarak bu kısmi tutar gösterilir ve peşin nispi karar ve ilam harcı (binde 68,31'in 1/4'ü) bu miktar üzerinden yatırılır.
- 2. Adım — Tahkikat ve Bilirkişi İncelemesi: Mahkeme delilleri toplar, banka/kurum kayıtlarını celbeder ve dosyayı bilirkişiye tevdi eder. Bilirkişi gerçek alacak miktarını kuruşu kuruşuna tespit eder.
- 3. Adım — Raporun Kesinleşmesi ve İtiraz Süreci: Taraflar rapora itiraz eder; gerekiyorsa ek rapor alınır. Hesap raporunun mahkemece hükme esas alınacağı netleştiğinde talep artırım aşamasına geçilir. Kritik Strateji: Bölüm 5.3'te açıklandığı üzere; hâkimin takdirine tabi indirimler (TBK m. 51 ve 52 müterafik kusur, hatır taşıması veya hakkaniyet indirimi) davacı vekili tarafından talep artırım dilekçesinde peşinen düşülmemeli; hesaplanan brüt/asıl zarar üzerinden talep artırımı yapılmalı ve takdir mahkemeye bırakılmalıdır (böylece vekâlet ücreti riski doğmaz ve peşinen hak kaybı önlenir). Talep artırımına esas net talep belirlenirken yalnızca ispatlanan kesin kusur ve maluliyet oranları ile sabit rapor verileri esas alınır.
- 4. Adım — HMK m. 109/4 Uyarınca Talep Artırım Dilekçesi ve Harç: Davacı vekili mahkemeye "HMK m. 109/4 uyarınca Talep Artırım Dilekçesi" sunar. Artırılan kısım üzerinden nispi peşin harç vezneye yatırılır (Harçlar K. m. 30). Karşı tarafa tebliğ edilir; zamanaşımı ilk dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.
ÖRNEK TALEP ARTIRIM DİLEKÇESİ TALEP SONUCU KLOZU (HMK m. 109/4)
"...Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle; mahkemenizce hükme esas alınan 14.10.2026 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, 6100 sayılı HMK'nın 109 uncu maddesinin 4 üncü fıkrası uyarınca bir defaya mahsus olmak üzere talep sonucumuzu artırıyoruz:
1- Dava dilekçemizde fazlaya ilişkin haklarımız saklı tutularak talep edilen 10.000,00 TL kıdem tazminatı talebimizin 340.000,00 TL artırılarak toplam 350.000,00 TL kıdem tazminatının fesih tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek banka faiziyle birlikte davalıdan tahsiline,
2- Artırılan 340.000,00 TL bakımından HMK m. 109/4 uyarınca zamanaşımının ilk dava açılış tarihi olan 05.08.2026 tarihinde kesilmiş sayılmasına,
3- Tamamlanan nispi peşin harcın kabulü ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini saygılarımızla vekâleten arz ve talep ederiz."
12. Hukuki Danışmanlık ve İletişim
7589 sayılı Kanun ile değişen HMK m. 109 kısmi dava kuralları, TBK m. 55 faiz ve oransal mahsup rejimi, 3095 sayılı Kanun dinamik faiz oranları ve Harçlar Kanunu kesin süreleri, alacak ve tazminat davalarında uzman bir usul hukuku avukatı ile çalışmayı zorunlu kılmaktadır. Zamanaşımı def'iyle karşılaşmamak, karşı vekâlet ücreti tuzağına düşmemek ve tek seferlik artırım hakkını usulüne uygun kullanmak için büromuzun uzman avukat kadrosundan profesyonel hukuki danışmanlık ve dava takip desteği alabilirsiniz.
Hukuki hesaplamalar, dava stratejisi ve randevu talepleriniz için İletişim Sayfamız üzerinden bizimle doğrudan irtibata geçebilirsiniz.
13. Sıkça Sorulan Sorular (FAQ)
Belirsiz alacak davası (HMK m. 107) tamamen kaldırıldı mı?
Evet. 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın 107. maddesi yürürlükten kaldırılmıştır. 31.07.2026 tarihinden sonra açılan davalarda artık belirsiz alacak davası açılamaz; tüm davalar HMK m. 109 kısmi dava olarak açılır.
Yeni sistemde kısmi davada talep artırıldığında zamanaşımı ne zaman kesilmiş sayılır?
Yeni HMK m. 109/4'ün açık hükmü gereğince, tahkikat bitinceye kadar yapılan bir defaya mahsus yasal talep artırımında zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da ilk dava açılış tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Böylece kısmi davadaki yasal talep artırımı yönünden 1976 tarihli YİBK engeli tamamen bertaraf edilmiştir. Önemli Usuli Nüans: 1976 tarihli YİBK, HMK m. 176 kapsamındaki genel ıslah kurumu bakımından halen geçerliliğini korumaktadır. Dolayısıyla HMK 109/4 kapsamındaki tek seferlik yasal talep artırım hakkı kullanıldıktan sonra, dosyaya sonradan giren bir alacak kalemi için genel ıslah yoluna gidilirse, o ıslah edilen kısım için zamanaşımı dava tarihine değil, ıslah tarihine göre kesilecektir.
Kısmi davada talep artırımı kaç kez yapılabilir?
HMK m. 109/4 uyarınca talep artırımı "aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere" yapılabilir. Bu sebeple bilirkişi raporuna itirazlar sonuçlanmadan ve nihai alacak netleşmeden aceleyle talep artırımı yapılmamalıdır.
Talep artırımı yapıldığında davacının tek ıslah hakkı yanar mı?
Hayır. HMK m. 109/4 kapsamındaki talep artırımı kanuni özel bir yetkidir, ıslah niteliğinde değildir. Davacının HMK m. 176 uyarınca davasında yalnızca bir kez başvurabileceği genel ıslah hakkı saklı kalır ve harcanmaz.
TBK m. 55'teki yeni faiz düzenlemesi kısmi davalarda nasıl uygulanır?
7589 sayılı Kanun m. 18 ile TBK m. 55'e eklenen fıkra uyarınca; bedensel zarar ve destekten yoksun kalma davalarında zarar görenin kazancının bilindiği (işlemiş) döneme haksız fiil tarihinden, kazancının bilinemediği (gelecek/peşin sermaye) döneme ise KARAR TARİHİNDEN itibaren faiz işletilir. Talep artırım dilekçesinde faiz başlangıcı bu ayrıma göre belirtilmelidir.
HMK 109/4 ile talep artırıldığında harç ve karşı vekâlet riski nedir?
Talep artırıldığı anda artırılan tutarın nispi peşin harcı Harçlar Kanunu m. 30 uyarınca tamamlanmalıdır. Vekâlet ücreti yönünden ise; mahkemenin TBK m. 51 ve 52 uyarınca uyguladığı takdiri indirimler (hakkaniyet, hatır taşıması, kask/kemer takmama gibi müterafik kusur) davalı lehine vekâlet ücreti doğurmaz. Ancak alternatifli rapordaki üst seçeneğin reddi veya kusur/maluliyet iddialarının ispatlanamaması sebebiyle verilen esastan retlerde reddedilen kısım için davalı lehine nispi karşı vekâlet ücreti hükmedilir.
31 Temmuz 2026'dan önce açılmış olan derdest belirsiz alacak davaları ne olacak?
7589 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 10. fıkrası uyarınca; 31.07.2026 tarihinden önce açılmış olan davalar bakımından mülga HMK m. 107 hükümleri uygulanmaya devam olunur. Bu davalar eski usule göre sonuçlandırılacaktır.
Manevi tazminat davası kısmi dava olarak açılabilir mi?
Hayır. Yargıtay'ın istikrarlı içtihatlarına göre manevi tazminat bölünemez bir bütündür. Kısmi dava veya belirsiz alacak davası olarak açılamaz; talep edilen tutarın baştan kesin olarak gösterilmesi gerekir.